Türkiye’de sayıları milyonları bulan engelli bireylerin topluma entegre edilmesi ve sosyalleşmesi süreçleri, spor dünyasının da en önemli gündem maddelerinden birini oluşturuyor. Kıdemli Milli Takım Karate Antrenörü Sensei Kamil Üci ile engelliliğin toplumsal boyutunu, sporun rehabilitasyon gücünü ve "engel tanımayan" Karate-Do sanatını konuştuk. Üci, ailelere ve kurumlara çağrıda bulunarak, "Spor, engelli bireylerin hayata tutunmasında kritik bir rol oynar; gelin çocuklarımızı Karate-Do ile buluşturalım" diyor.

Kamil Üci: Aslında engellilik, sadece bireyin sahip olduğu fiziksel veya zihinsel bir durum değil. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler’in de vurguladığı gibi dinamik bir olgu. Yani bireyin yapısal özellikleri ile çevresindeki bariyerlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkıyor. Biz sokaklarımızı, salonlarımızı, tutumumuzu engelsiz hale getirirsek, ortadaki kısıtlanma durumu da büyük oranda kalkar. Biz spor insanları olarak engelliliğe "tıbbi bir trajedi" olarak bakan medikal modeli reddediyor; çevresel ve sosyal bariyerleri yıkmayı hedefleyen "Sosyal Modeli" benimsiyoruz.
Peki, spor bu sosyal modelin neresinde duruyor? Karate-Do bu süreçte nasıl bir köprü kuruyor?
Kamil Üci: Spor, engelli bireyin kendini toplumdan soyutlamasını engelleyen en güçlü araçtır. Karate-Do ise tam anlamıyla engel tanımayan bir sanattır. Biz bu branşı uluslararası kurallarla örülü "Para-Karate" çatısı altında uyguluyoruz. İşitme, zihinsel (mental), bedensel ve görme engelli sporcularımız, adil şartlarda kendi kategorilerinde yarışıyorlar. Müsabakalarda temel tekniklerin ve disiplinin en yüksek formu olan "kata" (form sergileme) ön plandadır. Bu süreç, bireye hem bağımsızlık hissi veriyor hem de toplumdaki önyargıları yıkarak muazzam bir farkındalık yaratıyor.
Karate antrenmanlarının bu özel sporcular üzerindeki somut faydaları nelerdir?
Kamil Üci: Faydalarını üç ana başlıkta toplayabiliriz: Fiziksel, psikolojik ve sosyal. Fiziksel olarak düzenli aktivite kas ve vücut gücünü artırır, postural kontrolü yani duruş dengesini sağlar ve kas sertliklerini (spastisiteyi) önler. Psikolojik açıdan, başardıkları her hareketle çocukların özgüveni ve bağımsızlık hissi katlanır; kaygı ve stresleri azalır. Sosyal olarak ise grup çalışmaları iş birliğini, takım ruhunu ve kurallara uyum yeteneğini geliştirir. Bu yüzden diyorum ki: Gelin, özel gereksinimli çocuklarımızı Karate-Do sanatı ile tanıştıralım. Onların sosyalleşmesi ve topluma entegre edilmesi konusunda artık çok daha başarılı sonuçlar elde etmek zorundayız.

