Dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşırı şeker tüketimi; sağlıksız kilo artışı, obezite, tip 2 diyabet ve diş çürükleri gibi önemli sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıkları ise ilerleyen yaşlardaki tercihlerin temelini oluşturuyor.
Fiziksel ve sağlıkla ilgili etkiler
Sağlıksız kilo artışı ve diyabet riski
Şekerli yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesi, günlük enerji alımını artırabilir. Uzun vadede sağlıksız kilo artışına ve tip 2 diyabet riskinin yükselmesine katkıda bulunabilir.
Diş çürükleri
Ağızdaki bakteriler şekeri kullanarak asit üretir. Bu asitler diş minesine zarar vererek çürük oluşumunu kolaylaştırır. Düzenli diş bakımı kadar şekerli ürünlerin tüketim sıklığını azaltmak da önemlidir.
Tat tercihinin değişmesi
Küçük yaşta yoğun şeker tadına alışan çocuklar, sebze ve meyve gibi doğal besinleri daha az çekici bulabilir. Bu durum besin çeşitliliğinin azalmasına ve tek yönlü beslenme alışkanlıklarının gelişmesine yol açabilir.

Davranış, dikkat ve uyku düzeni
Şekerli yiyecekler kan şekerini hızla yükseltebilir; ardından yaşanan hızlı düşüş bazı çocuklarda açlık, huzursuzluk veya yorgunluk hissine eşlik edebilir. Ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi durumları yalnızca şeker tüketimine bağlamak doğru değildir. Çocuğun dikkat, öğrenme veya davranış sorunları devam ediyorsa bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.
Özellikle akşam saatlerinde şekerli ve kafeinli ürünlerin tüketilmesi uykuya geçişi güçleştirebilir. Düzenli öğünler ve dengeli ara öğünler gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltmaya yardımcı olabilir.
DSÖ ne öneriyor?
Dünya Sağlık Örgütü, yetişkin ve çocuklarda serbest şeker alımının günlük toplam enerjinin yüzde 10’undan az olmasını öneriyor. Yüzde 5’in altına, yaklaşık 25 grama ya da 6 çay kaşığına indirilmesi ek sağlık yararı sağlayabilir. Bu miktar yaşa ve günlük enerji gereksinimine göre değerlendirilmelidir.
İşlenmiş gıdalarda gizlenen şeker
Şekerler yoğun enerji sağlayan karbonhidratlardır. Beslenmede yalnızca evde eklenen şeker değil, üretim sırasında yiyecek ve içeceklere katılan serbest şekerler de dikkate alınmalıdır. Şeker; hazır içeceklerde, aromalı süt ürünlerinde, paketli atıştırmalıklarda, keklerde, kurabiyelerde, tatlılarda, reçellerde ve meyve suyu konsantresi içeren ürünlerde yüksek miktarda bulunabilir.
Besin etiketlerinde früktoz şurubu, mısır şurubu, glikoz şurubu, dekstroz, sükroz, sakkaroz ve benzeri adlarla belirtilen bileşenlerin şeker kaynağı olduğu unutulmamalıdır.

Çocuklarımızı aşırı şekerden nasıl koruyabiliriz?
Besin etiketlerini birlikte okuyun. İlave şeker içeriğini karşılaştırmayı çocuğunuza da öğretin.
İçecek tercihini değiştirin. Hazır meyve suyu, gazlı ve aromalı içecekler yerine su, ayran veya şekersiz ev yapımı içecekleri tercih edin.
Doğal besinleri öne çıkarın. Tam tahıllar, kuru baklagiller, taze sebze ve meyveler gibi besinleri sofrada daha görünür ve ulaşılabilir hâle getirin.
Şekeri ödül olarak kullanmayın. Şeker ve çikolatayı ödül olarak sunmak, çocukta yiyecekle ödül arasında kalıcı bir bağ kurulmasına yol açabilir.
Meyvenin kendisini tercih edin. Çocuğunuzu meyve suyu yerine bütün meyve tüketmeye alıştırın.
Dengeli kahvaltı hazırlayın. Yumurta, peynir, ceviz, tam tahıllı ekmek ve mevsim sebzeleri içeren bir kahvaltı gün içindeki açlığın yönetilmesine yardımcı olabilir.

Son söz
Çocukları korumanın yolu bütün yiyecekleri yasaklamak değil; şekerli ve yoğun işlenmiş ürünlerin sıklığını azaltmak, doğal besinleri erişilebilir kılmak ve doğru örnek olmaktır. Küçük ama tutarlı değişiklikler, çocukların yaşam boyu sürdürebileceği sağlıklı bir beslenme alışkanlığı oluşturabilir.
Bilgilendirme notu: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Çocuğunuzun beslenmesi, gelişimi veya sağlık durumu hakkında kişisel değerlendirme için çocuk hekimi ya da diyetisyene başvurun.
Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinler ve çocuklar için şeker tüketimi rehberi ↗
